Screen Vinyl Image

Screen Vinyl Image’ı baydıkça bayan yeni nesil shoegaze gruplarından ayıranın ne oldu?unu bulmak o kadar da kolay de?il. Bunun için saykedelik titre?imler, pop çe?nili karanlık synthler, bol eko ve feedback’ten fazlası lazım. Screen Vinyl Image, shoegaze’in köklerine uzaktan el sallıyor, yani aradaki köprüyü sa?lam tutmasına kar?ın ona krautrock, Detroit techno, psychedelia, trip-hop, space rock, post-punk ve 80??lerin renklerini vermekten çekinmiyor. Ama bazılarını öyle belli belirsiz yapıyor ki bir yerde kafamı karı?tırıyor. O yüzden i?in orasına hiç bula?mayıp mp3 çalarım sayesinde onlarla geçirdi?im bir günün içime sıkı?tırdıklarını salıvermek en do?rusu.
Grubun kökeni tam da beklendi?i gibi 90??lara dayanıyor. 90′larda Washington D.C.’den çıkan en etkili yeraltı shoegaze gruplarından Alcian Blue’nun belkemi?i Jake Reid ve e?i Kim Reid, tam da ünlenmeye ba?ladıkları 2006 senesinde gruba son vererek piyasaya sürdükleri parçaların bo?azımıza dizilmesine neden olmu?lardı. Neyse ki Jake ve Kim’in “Screen Vinyl Image” adı altında müzik yapmaya devam edecekleri haberi en ba?ta DC’deki müzikseverlere rahat nefes aldırdı. 2007??de çıkan The Midnight Sun Ep??siyle gerçeküstü bir yolculu?a sarı ı?ık yakan Screen Vinyl Image, bir süre iki ki?ilik kadrosuyla takılmaya devam etti. En sonunda davulcu probleminin çözümünü Chicagolu Nathan Jurgenson’da bularak bu senenin ba?ında çıkı? albümü ??Interceptors?ı gönül rahatlı?ıyla müzikseverlerin be?enisine sundu.
Grup üyeleri, bu albümde Carpenter’ın film müziklerindeki gibi temayı öne çıkaran basit ama aradan sıyrılmayı ba?aran synth’lere eskiye göre daha fazla a?ırlık vermi?ler. En çok da yönetmenin DIY ruhundan ilham almı?lar. Albümde bizi John Carpenter filmleri ve Alacakaranlık Ku?a?ı’ndan alınan ilham, kilise çanları ve çama?ır makinesinin sesiyle olu?turulan sample’lar, Boston metrosunun fren sesi, gündelik ya?amda kar?ıla?tı?ımız anlamsız gürültüler kar?ılıyor. Synthetic Apparition ile sakince açılan albüm önce ethereal havasını veriyor (neydi ki bunun Türkçesi?), ardından gelen Cathode Ray ile 80??lere götürüyor. Slipping Away??deki bas synth??lerle içime bo?uk bir co?ku doluveriyor. Bir a?k ?arkısı olan Fever??da Juno-60 ve Prophet 600 üzerine etkili bir gitar tınısı ve baskın bir bas tınısı eklenmi?; fakat parçanın kalbi ritimde yatıyor. Ba?ka bir parça ise ruhunda Alacakaranlık Ku?a?ı??nın 1959 tarihli bir bölümünden izler ta?ıyor. ??The Lonely? ismini ta?ıyan ve 2046??da geçen bu bölüm, kısaca cinayet suçundan mahkum olan ve cezasını dünyadan bilmem kaç milyon kilometre uzaklıktaki Ceres-XIV adını ta?ıyan bir gezegende tek ba?ına çekmek zorunda olan bir adamı anlatıyor. Screen Vinyl Image da tabi en iyisini yapıyor, bastırıyor Moog??ları, co?turuyor SCI??ları… Issızlı?ı ve yalnızlı?ı anlatan en güzel iki kelimeyle de ona kabu?unu giydiriyor: ??Asteroid Exile?.

??Slipping Away? parçasında Carpenter etkisi kendisini bolca belli ederken, ??Cathode Ray? de beraberinde bu dünyaya sürüklüyor. Bir yerde ??The Thing?den bir sample kaçamak bakı?lar atıyor. Kim Reid??in dedi?ine göre sadece Carpenter de?il, Cronenberg??in Videodrome??u da (??Cathode Ray?), Alice in Wonderland??in Disney uyarlaması da var i?in içinde (??Conscience Collider?). İ?te tam bu noktada her ?ey bulanıyor. Bu ayrıntılara dalınca bana bir ikizler huysuzlu?u geliyor. Belli ki yukarda bahsi geçen ilhamın etkisi farkettirmeden kulakları a?ındırsın diye. Yoksa bu derece güçlü referansları duyunca insan tam on ikiden vuran, ?aheser diye nitelendirebilece?imiz parçalar bekliyor. Eee ama sonuç pek öyle de?il? İ?te bu grup tam da bu yüzden kafamı karı?tırıyor. Onca ?eye ra?men ya?murun, metronun sesini de?il, uyduruk sentetik sesler duyuyorum. Gerçi bir ara blender sesi duydum gibi geliyor. Yanlı? anla?ılmasın, o uyduruk dedi?im ?eye gönülden ba?lıyım; ama bu albümdeki sunu? ?ekliyle her ?ey synth??lerin ve ritm makinelerinin altında eriyip gidiyor sanki. Yoksa eksik olan ?ey film karelerinin akması mı? Ya da vokalin 80??lerin ünlü synth popçularını anımsatması mı? Titreyen renkli ı?ık kümelerinin eksikli?i mi? Bendeki i?itme kaybının müzi?i algılamamdaki etkisi mi? Ya da basitçe kayıt ?artları mı? O yüzden albümdeki müzi?i güzel bir sepete oturtup renkli süslerle sarmalayamıyorum. Suicide ya da Jesus & Mary Chain bunu zaten 20-30 sene önce yapmı?tı diyor beynim.
The Midnight Sun Live in Boston
Sonra bir ?ey oluyor, ben grubun canlı performans videolarını bulup izliyorum. Onları izlerken tüylerim diken diken oluyor, bir ?eyler derimi kaldırıyor, heyecanlanıyorum. Ben dönüyorum, dünya dönüyor. Uzayda yüzüyorum, Mars??ta balık tutuyorum, bir gerilim filminin en heyecan verici sahnesinde ko?uyorum, hayret verici güzellikteki nebulamsı ?eyler görüyorum. ?te yandan albümü dinledi?imde kafamdaki imaj ba?kala?ıyor, ilham parıltıları teker teker soba külü halini alıyor; minicik, kapkara noktacıklara dönü?üveriyor. Anlıyorum ki onlara en çok sahne yakı?ıyor.
Etkileyici bir PA sistemi, saykedelik görseller ve özel strobe ı?ıklarıyla turlayan grup, sahnede sadece analog ekipman kullanıyor. Yani sahnede laptop yok. Kısacası Screen Vinyl Image ya aya?ımıza gelmeli, ya da biz oralara gidebilmeliyiz! Albümü dileyenler ya?adıkları deneyimi bendeki soru i?aretlerini hatırlayarak rüsva etmesin. Bu kimlik bunalımlı yazıyı Ay??a sallasın gitsin. Albümdeki haliyle beyinde ve damarlarda sarsıntıya sebep olmaktan uzak olsa bile biliyorum ki Screen Vinyl Image??ın müzi?i etkisini en iyi gece gösteriyor. ?ylesi çok daha güzel. Tabi en güzeli canlı performansın eline su dökemez diyip okyanusları a?mak demiyor ya da diyemiyorsanız…
Noİkİ

Veee yattıkları yerden kalktılar!? no2 için geliyorlar!!
Hareketsiz kalmanızı sa?layacak ölümcül darbe için geri döndüler. ?u an tam olarak yerleri belli de?il. Zaman makinesinin kumandası bozuldu?undan beri do?ru zamanı bulmak için u?ra?ıyorlar?
Atlayı?lar sırasında çıkan arıza nedeniyle bazılarından hala haber alınamasa da ümidini yitirmeyen kahramanlarınız bu yola ba? koydular.
Neleri beklemedik ki ?u hayatta?
Yeniden Proudpilot

“Monsters Exist”in benim için dünyanın en güzel albümü oldu?unu söyledi?imde bunu kafadan attım sananlara cevabım: “Ciddiyim!”
?arkıların hepsi için aynı ?eyi hissediyor muyum? Evet! Günün sonunda yapmayı hayal etti?im ?eyi adım adım öteye ta?ıdıkları için onları kıskanıyor muyum? Buna da evet! Hakkaten
Yourself is the World duydu?um en harika ?ey zannederdim, yanılıyormu?um… Bu ?arkıların hepsi en az onu dinlerken hissettikleri ya?attırıyor bana. Proudpilot hakkında bir ?ey yazmaya çalı?tı?ımda önce duygusalla?ıp sonra iyice arabeske vuruyorum. Ben Stendhal sendromuna ba?lamak üzere buradan ayrılırken, geçenlerde Eray Aytimur’un Radikal’in web sitesinde okudu?um yazısına göz atabilirsiniz.
“Noise’un Hakkını Noise’a Veriyorlar”
“Ana akımda kürek sallamayanlara hiçbir fedakarlıktan kaçınmadan açtı?ı sahnesiyle Peyote, memleketimizin alternatif müzik ortamını yıllardır en çok ?enlendiren adres. Bununla da yetinmeyip kadim gruplarından Replikas??ın Zerre albümünü yayınlayarak 2008 sonu itibarı ile müzi?e yapımcılık tarafından da el atan mekan; yaptı?ı yapacaklarının teminatı olan kıyaklar dizisine Proudpilot??ın ilk albümü Monsters Exist??le devam ediyor. Sözcüklerin anlamlarından ziyade sesteki malzemeleri kesip biçerek kendi iç anlamını bulmu?, gayet espiritüel ve geometrik tadlarla dolu bu albüm, grubun lügatında en önem verdi?i sözcüklerden biri belki de ilki olan ??noise??un hakkını noise??a teslim ediyor.
Ekin (vokal, klavye) ve Pınar ?zeltüzenci (bas, geri vokal) karde?lerle Kaan Akay??dan (davul) olu?an Proudpilot 2000 yılında İstanbul??da kurulmu?. Birlikte fazla vakit geçirenlere yönelik ?a?ırtıcı bir tespit de?ildir ya; ba?larda Kaan??ı da Pınar ve Ekin??in karde?i zannedenler çıkmı?. Aralarındaki güçlü ki?isel ba?ların yüzlerdeki yansıması bir yana, tamamıyla ortakla?an müzik zevkleri; grubun kurulmasının çok öncesinde içlerinden herhangi birinin henüz 20??li ya?larına varmadı?ı dönemlerde ?ekillenmi?. ?zellikle shoegaze??in rüyalarla bezeli gürültü evreninde Stereolab, Cocteau Twins, Cranes gibi topluluklardan etkilenen ve bu etkileri Monsters Exist??e de yansıtan Proudpilot; incelikle örülmü? bir melodinin kendisi ve bunu çalı? biçimlerinin üstünde durmak yerine, seslerin sundu?u detaylar ve yarattı?ı hissiyatla ilgileniyor. Bu durum, söz konusu müzi?in herhangi bir virtüozite talebi olmadı?ı anlamına gelmiyor. Bilakis albümde duydu?umuz her parça Proudpilot??ın kendine has ilkel ama bir o kadar geli?kin tekni?inden süzülüyor. Burada ilkellikten kasıt elbette ki baya?ılık göndermesi yapmak de?il Proudpilot hallerinin orijinallik veya i?lenmemi?li?inden dem vurmak.
Ekin, Pınar ve Kaan aslında çe?itli zamanlarda ba?ka gruplarla da çalı?mı?. Fakat Proudpilot sinerjisini herhangi ba?ka bir yerde yakalayamadıkları için Stereolab??in 2006??daki Babylon konserinin verdi?i motivasyonu da fırsat bilip tekrar bir araya gelmi?ler. Ondan sonra da ver elini Peyote??deki hipnotik çı?lıklı, agresif davullu konserler; ver elini Monsters Exist??e uzanan stüdyo günleri…

Grup üyelerine ??neden Monsters Exist?? diye sorma olana?ım hiç olmadı ancak albümü aldı?ınızda görece?iniz üzere canavarların varlı?ını direkt sorgulayan bir yanı yok. Ve fakat klavye ve vokalin yarattı?ı derinli?e paralel yürüyen yo?un drum??n??bass kafası; do?rusal ve döngüsel, basit ve karma?ık, direkt ve katmanlı gelgitleriyle Proudpilot müzi?inin canavarlarını göze görünür kılıyor. Sound olarak olmasa da ??öcüler?? dünyasıyla kurulan ili?ki dolayısıyla Replikas??ın 2000??lerin ba?ındaki gülyabani müzi?ini de bu vesileyle yâd edelim.
İngilizce ve Türkçe sözlerin yer aldı?ı ama öncelikle kendi lisanını geli?tirmi? Monsters Exist??in çıkı? noktasında biz diyelim serbest ça?rı?ım, öbürü desin serbest atı? duruyorken bu serbesti içinde bile foneti?i gıdıklayan sözcükler, tatlı-ek?i melodik çizgi ve tertemiz davul atakları; indie- elektronik gelene?in minimal esteti?ine ??aha da budur?? örne?i olu?turuyor. ??Orada Beni Duysa?? diyen dizesinden isminin O.B.D??li?ini aldı?ını varsaydı?ımız parça bu anlamda ta?ı gedi?ine koyuyor. Klavye, bas ve davulun hemen yanıba?ında Ekin??in mırıldanırcasına attı?ı çı?lıklarla sivrilen vokalin bir enstrüman olarak kullanılması, ??Hardcore?? ve ??Ciao!?? gibi klavyenin ileri çıktı?ı parçalarda 70??lerin progressive ruhunun gezinmesi , (??Ciao!??da gitarı çalan Gökhan Goralı??ya parantez içi selamı gönderelim) ??You do, i make??in elektronik bir türküyü andırması, Bowery??nin mistik hal-tavrıyla albüme psychedelic bir türbülans ya?atması ve kronometre tutmadım ancak ço?u bir dakikadan kısa süren çok sayıda riff??le süslenmesi bendenizce Monsters Exist??in nirengi noktalarını olu?turmu?. Bu albüm ??deneysel i?lere takılan mutlu azınlık??tan fazlasının be?enisini kazanarak samimiyetle yapıldıktan sonra bir müzi?in nelere muktedir olabilece?ini de gösterecek tahminimce.
Ya da böyle olmasını can-ı yürekten istiyorum.. ?ünkü Monsters Exist, Proudpilot için ile bir çocukluk dü?ünün gerçekle?mesi demek olabilir. Ancak bunun ötesinde böyle albümler yayınlanabildi?i için memlekette üretilen müzik adına hâlâ umutlanacak bir ?eyler oldu?unu da hatırlatıyor. Proudpilot??ın yapıp etti?ini bir de kendi dilinden duymak isteyenlere Roll??un Haziran sayısına verdikleri söyle?iyi naçizane önerip ?öyle de bitirelim: ??Tebrikler, denizaltı teknolojisinin en son gururlu pilotu sizsiniz.? (ERAY AYTİMUR, Radikal Kültür Sanat, 07/06/2009)
Jessie Evans – Let Me On REMIX
Sa?olsun Jessie Evans ?arkılarını blog’lara ücretsiz olarak da?ıtıyor. Yeni bir remix’i daha payla?mı?. Haydi buyrun bakalım…