Kitchen & The Plastic Spoons
Kitchen & The Plastic Spoons (Mayıs 1980 – Kasım 1981)
(Vintage high-energy minimal synth)
Post-punk/deathrock/art punk gruplarının baskın synth’lerine ve çi? davullarına, banyodan veya dünyanın karanlık herhangi bir kö?esinden seslenen femme-fatale nefesli di?i vokallere benim kadar zaafınız varsa bu geç gelen ke?ifle muhtemelen siz de kulaklarınızı günlerce me?gul edeceksiniz. Bunun için sadece 2 ?arkı bile yetebilecek. Sixteens, The Vanishing, Autonervous, Subtonix, Von Iva, Glass Candy (& the shattered Theatre), Magick Daggers, Veronica Lipgloss & the Evil Eyes gibi grupların müptelaları için benzer tada sahip; fakat kapkaralı?a ra?men sözleriyle depresifli?e te?et geçip yolunu daha keyifli kö?elerde bulan bir gruptan bahsediyorum.
Kitchen & The Plastic Spoons, 1980-1981 yılları arasında 2 adet 7? yayınlayıp 3 toplama albüme dahil olmu? ve da?ıldıktan 25 sene sonra birdenbire kült mertebesine eri?mi? İsveçli bir experimental punk grubu. Punk??ın önceden kestirilebilir 3 akorlu dünyasına belki de di?erleri gibi yanlı? zamanda müdahele edenlerden. Grubun dönemin ter soluyan punk??larının ve buz bakı?lı goth??larının arasından sıyrılıp geçmi? oldu?unu anlamak için sadece 80??lerin ba?ında kaydedilen iki single??ının ismine bakmak yeterli (Happy Funeral & Ice Cream to God). Onu sevilesi yapan ?eylerin ba?ında Anne Taivanen??in banyo ekolu vokali, Iggo??nun Japon harikası synthesizer??ı (Roland SH-1000) ve Helena??nın müthi? e?lenceli oyunca?ı (EDP – Wasp) geliyor. Grup, iki single??dan sonra basıp giden Anne??in yerine bir süreli?ine Iodine??le takılmı?; fakat gruptan birkaç eleman daha ayrılınca geride kalanlar ümidi kesip yollarına ??Kitchen? ismiyle devam etmi?ler. Sadece bir sene ya?ayabilen Kitchen & The Plastic Spoons??un ergenlik halleri özetle böyle? 2007??ye kadar bir çizgi çekip devam etti?imizde asıl heyecanlı kısma geliyoruz…
Happy Funeral – Kitchen and the Plastic Spoons
Zamanında single??ları 3-5 satan bu grup, 28 sene sonra dijital a?ın kudretiyle diriliverdi ve ??satmayan bir albüme daha ne dersiniz?? diyerek Avrupalı feti? tasmalıları ve sivri saçlıları yerinden hoplattı. Birkaç özel konser vermek üzere nostaljik birliktelik ya?amaya karar veren Kitchen & The Plastic Spoons elemanları, 2007?de eski 45?liklerinde yer alan ?arkılarla daha önce yayınlanmamı? kayıtları bir araya getirerek ??Best Off? albümünü piyasaya sürdüler. Dünyanın en geni? çaplı gothic-punk festivali olan The Drop Dead??de ??UK Decay?? ile birlikte yıllar sonraki ilk performanslarından birini sergilediler.
Son zamanlarda bu tarz birliktelikleri çok görmeye ba?ladık, yani yıllar sonra internet sayesinde hatırlanıp ısrar üzerine yeniden konser veren dinazor grupları… Bu özel konserlere ait foto?raflara baktı?ımda her seferinde gözüme çarpan ?ey ya?lanmı? olan grup elemanlarının onlara verilen bu fırsatla hayatlarının en güzel günlerini ya?ıyor gibi görünmeleri. İ?te o zaman içimde garip ?eyler oluyor? Belki de empatiyi yamuk kurup bo?una üzüntü yaratıyorum. Velhasıl, Kitchen & The Plastic Spoons ve daha niceleri için İsveç??i kucaklıyorum.
Discography:
1980 Fantastic / Happy Funeral.rar 7”
1981 Icecream to God.rar 7”
2007 Best off.rar CD – Part1.rar Part2.rar
Kitchen and The Plastic Spoons – singles.rar (toplama albümlere dahil olan ?arkılarla birlikte yukarıdaki 2 adet 7”)
Grup elemanları:
Anne Taivanen – vokal
Helena Lönnqvist – synthesizer
Iggo Karlsson – synthesizer
Jackie ¨Jack¨ Pazda – bas gitar
Mats ¨Back¨ Wigerdal – davul
Patrik Lindvall – gitar
iodine Jupiter – vokal
Günün ?arkısı #4
SEVİL ?ZTATLI – SEKS SEKS SEKS.mp3
Söz ve müzik: Arif Sami Toker
The Spells ile Son Kez: “Bat vs. Bird”
1990′ların sonunda Carrie Brownstein ve Mary Timony bir araya gelerek “The Spells” diye bir grup kurmu?lardı. Hatta herkes buna kısa süreli bir proje demenin daha uygun oldu?unu dü?ündü, çünkü The Spells’in bir EP (The Age of Backwards) ve bir konserden (Olympia) ba?ka bir icraati olmadı.
Carrie, Monitormix’deki The Spells’i anlatan yazısında zamanında iki eski arkada?ın albüm yapma hevesiyle birbirlerine birtakım kayıtlar pasladıklarını; fakat ikisi de esas gruplarıyla birlikte konserden konsere ko?tukları için bölük pörçük kayıtları bir türlü bir araya getiremediklerinden bahsediyor. Sonunda beklenen oluyor ve 2000 senesinin yaz ayında birkaç saat içerisinde 4 ?arkı birden kaydetmeyi ba?arıyorlar ama ne yazık ki bunun devamı gelmiyor.
Neredeyse 10 senelik bir u?ra?-amayı?-ın ardından The Spells’in bir albüm ortaya koyamayaca?ını anlayan The Spells, birlikte ikilinin kaydettikleri 4 ?arkıyı bizlere sunuyor. Hatta iki tanesini indirmemize izin veriyor. Di?er ikisi de benden olsun.
The Spells – Bat vs. Bird.mp3
The Spells – Antarctica.mp3
The Spells – Champion Vampire.mp3
The Spells – Viola.mp3
The Spells’in gerçekten de kısa süreki bir proje oldu?u, en azından öyle kaldı?ı Carrie’nin blog’taki sözleriyle ilk elden açıklı?a kavu?turulmu? oldu. “The Age of Backwards”ı favori ?arkılarım arasında sayamasam da yeni kayıtları dinledi?imde gerçekten de ba?ucuma koymak isteyece?im bir albümü kaçırdı?ımı hissediyorum…
Son olarak hatırlatayım, kayıtlarda davulda Rachel Carns bulunuyor.
Mary Timony ve Carrie Brownstein, yıllar sonra bu projeyle ilgili olarak tekrar bir araya gelip eskileri yadetmi?ler. Bu iki yakın dostun ?arkıların kaydedildi?i seneyle ilgili aralarında geçen diyalo?u buraya yazmak istedim:
Mary Timony: Gore ve Bush’un katıldı?ı seçim döneminin hemen öncesiydi. Sanırım ?arkıları A?ustos ayında kaydettik; çünkü Bush’un birkaç ay sonra seçildi?ini hatırlıyorum. 2000 senesiyle ilgili hatırladı?ım bir ?ey de bu Y2K olayı. Bilgisayarlar ve di?er dijital tabanlı aletler kafayı yer korkusuyla diye herkes galonlarca su ve torbalar dolusu yiyecek satın alıyordu. Bunların hiçbirisini yaptı?ımı hatırlamıyorum ama her ihtimale kar?ı ?ehir dı?ına kaçan bir arkada?ım vardı. 2000 senesi sanırım electroclash’i tanımaya ba?ladı?ım zamana denk geliyor. Bunun bana niye önemli geldi?ini bilmiyorum. Geriye dönüp baktı?ımda electroclash’in müzikte geldi?im ya da parçası oldu?um noktadan, yani 90′ların indie-rock’ından alakasız bir yerde durdu?unu durdu?unu görüyorum. 2000′lere geldi?imizde ise indie-rock’ın yerini artık ba?ka ?eylerin almaya ba?ladı?ını hissetmeye ba?lamı?tım. Sanırım bu yüzden.
Carrie Brownstein: Tamamını Olympia’da geçirdi?im son seneydi. Sonrasında sık sık ?ehirden ayrılmak zorunda kalaca?ımı bilmiyordum. Do?rusunu söylemek gerekirse, 2000′i “11 Eylül’den önceki sene” ?eklinde hatırlıyorum. ?arkıları kaydetmeden kısa bir süre önce Ladyfest dedi?imiz o çılgın festival gerçekle?mi?ti. Zaten sen de ?ehre bu yüzden gelmi?tin. Bütün haftayı ak?amdan kalma kafasıyla geçirmi?tim. Gerçekten çok içmi? olmasam bile Olympia’nın hareketi beni çok yormu?tu. Olympia’yla ilgili izlenimlerini neler?
MT: So?uk, kalabalık ve pahalı olan Boston’dan geldim Olympia’ya. Kendimi ütopik bir kara parçasına ayak basmı? gibi hisettim. Küçüktü ve güzeldi. İnsanlar çok sıcaktı ve ilgi çekici bir müzik ortamı vardı.
MT: ?arkıları kaydetmeden hemen önce Avrupa’yı turlamı? ve ardından Ladyfest’lerin hası olan Ladyfest Olympia’da çalmı?tık, öyle de?il mi?
CB: Kesinlikle do?ru. Gruplarımız birlikte ikinci kez Avrupa turnesine çıkmı?tı. ?arkıları Jamaika Plain’deki bir apartman katında yazdı?ımızı hatırlıyorum. Turneyi bitirdikten sonra Washington’dan seni ziyarete geldim. The Spells için ?arkı yazmakla solo çalı?maların arasındaki fark nedir senin için?
MT: The Spells için ?arkı üretmek solo takılmaktan çok farklı; çünkü senin ortakla?a bir ?eyler yapıyoruz. Bu çok e?lenceli. Arkada?lı?ımızın hiç de ?a?ırtıcı olmayan, do?al bir uzantısı gibi. Aynı zamanda çok ilginç oldu?unu dü?ünüyorum; çünkü hatırladı?ım kadarıyla ?arkıları yazıp kaydetmek bir haftadan az zaman aldı. Peki sen ?arkı üretmek açısından Sleater-Kinney ve The Spells arasındaki farkı nasıl görüyorsun?
CB: Sanırım ?arkıları Bonton’dayken iki gün içerisinde yazıp, Olympia’dayken yine o kadarlık bir süre içerisinde kaydettik. Seninle ?arkı üretmek Sleater-Kinney ile oldu?undan tamamiyle farklı de?il, fakat senin farklı bir çalı? tarzın var. Dolayısıyla benim için hem iyi anlamda zorlayıcı hem de harika bir deneyimdi. ?arkıları kendi haline bırakıp onların bir anda bitmelerine, alakasız bir melodiye ba?lanmalarına izin verdik. Ortaya çıkan ne kadar garip olsa da inatçı bir sıcaklık barındırmayı ba?arıyordu. Di?er hatırladı?ım bir ?eyse ikimizin de kendi gitar partlarımıza takıntılı olu?umuzdu. İkimiz de neredeyse her parça boyunca ana melodiler çaldık. ?arkıları yaptıktan sonra, yani son 8 sene içerisinde hiç onlar üzerinde kafa yordun mu?
MT: ?arkıları hep çok sevdim ve onları hep yayınlamak istedim; fakat sadece 4 ?arkımız oldu?u için ne yapabilece?imizi bilemiyordum. Sonuçta normal bir albüm için 4 ?arkı çok az. Ya sen ne dü?ünüyorsun? Birlike ?arkı kaydetti?imizi unuttu?un oldu mu hiç?
CB: Asla. Neredeyse her sene üzerine kaydetti?im CD’yi çıkarıp ?arkılarımızı birkaç gün boyunca durmadan dinliyordum. Gizli bir ?eymi? gibi geliyordu; çünkü ilk EP’dekilerin dı?ında da kaydımız oldu?unu bilen çok fazla insan yoktu. Sürekli olarak eninde sonunda bir albüm ortaya çıkaraca?ımızı dü?ünüyordum. Bu parçaların hepsini o albüme koyar mıydık bilmiyorum…
The Runaways’in Hikayesi Beyaz Perdeye Aktarılıyor
Joan Jett, Lita Ford, Sandy West, Jackie Fox ve Cherie Currie’den olu?an The Runaways, rock’n roll tarihinin en önemli kadın gruplarından bir tanesi. Hatta onlar müzik tarihinde büyük ticari ba?arı yakalayan ilk kız rock’n roll grubu olarak geçiyorlar.
The Runaways’in ömrü yalnızca 4 sene sürdü. Bu 4 senenin sonunda para gibi nedenler yüzünden grup üyeleri birbirlerine girmi?ler ve grubu da?ıtma kararı almı?lardı. Neyse ki Joan Jett ve Lita Ford, yaptıkları solo albümlerle unutulmaktan kurtularak birer ikona dönü?tüler.
Joan Jett, ?imdi muhte?em bir projeye imza atıyor ve eski grubu The Runaways’in yükseli? ve çökü? hikayesini beyaz perdeye yansıtıyor. Jett’in yapımcı olarak yer aldı?ı filmin görüntü yönetmeni ise a?ı?ı oldu?um Floria Sigismondi.
“I Love Rock ‘N’ Roll” ?arkısı ile yakından tanıdı?ımız Joan Jett’i filmde “Twilight”ın yıldızı Kristen Stewart canlandıracak.










