Longstocking
Los Angeles merkezli queercore-punk grubu Longstocking 1995 senesinde Tamala Poljak tarafından kuruldu. “You Will Stay” single’ını K Records etiketiyle piyasaya süren grup, arıca Team Dresch ile birlikte Sub Pop etiketli bir split yayımladı. “Equator” ve “Goddess” single’larından sonra “Once Upon a Time Called Now” albümünü çıkartan ve ardından da?ılan grubun ömrü yalnızca 2 sene sürdü.
Tamala Poljak – vokal, gitar
Michelle Stevenson – gitar
David Gomez – bas gitar
Sherri Solinger – davul
Once Upon a Time Called Now (1997 – Chainsaw)
1. “Teenage Angst at 27″ ?? 2:14
2. “Jehu on a Rollercoaster” ?? 2:17
3. “Passing the Crown” ?? 2:54
4. “Autobarb” ?? 2:54
5. “Goddess (Pt. 4)” ?? 2:56
6. “Radio Agony” ?? 3:57
7. “Not a Jerk” ?? 3:30
8. “Equator” ?? 2:56
9. “Oscar Nite” ?? 2:41
10. “Bus” ?? 3:51
Günün ?arkısı#3
Bir Sleater-Kinney ?arkısını coverlamaya yeltenip hakkaten ba?arılı olabilmi? biri var mıdır acaba? Mesela Jumpers…
Active Resistance to Propaganda
“Westwood defines Propaganda using Aldous Huxley??s words as ??Nationalistic Idolatry, Non-Stop Distraction and Organised Lying.?? She urges us to escape these, particularly Non-Stop Distraction, go in search of art and become artistic freedom fighters.”
Vivienne Westwood, geçti?imiz sene the Wallace Collection’da sanatseverlere bir manifesto sunmu?tu: Active Resistance to Propaganda (veya AR Manifesto da diyebiliriz.)
Pinokyo, Aristoteles ve Alice gibi farklı karakterler arasında geçen diyaloglardan olu?an manifesto, evrensel olarak görülen birtakım insani de?erleri sanat aracılı?ıyla koruyup idame ettirebilme arzusu ve bunu yaparken mevcut önyargılara meydan okuma fikrinden yola çıkarak olu?turulmu?. Westwood, bu manifestoyu hayata dökebildi?imiz taktirde hayatımızı ve en önemlisi de dünyayı de?i?tirebilece?imizi söylüyor. Manifestoya göre sanatın pe?inden ko?arak onunla çevrelenmi? birer özgürlük sava?çına dönü?ebilece?iz. sahip olacaklarımız bizi daha “insan” kılarak dünyayı daha iyi algılayabilmemizi sa?layabilecek. Etrafımızdakileri “oldukları gibi” görmeye ve onları daha objektif inceleyebilmeye ba?layabilece?iz. Bu tecrübe bizi eskisinden farklı davranmaya itecek ve dünyaya daha hayırlı birer genç olabilece?iz. Westwood’a göre sanat bize insan do?asını yansıtarak olayların ve ?eylerin genel do?asını kavramaya do?ru giden yolu açmalı. Yani sanat yapıtı hayatı yansıtan bir ayna gibi olmalı, bize bizi göstermeli.
??Every time I read a book instead of looking at a magazine, go to the art gallery instead of watching TV, go to the theatre instead of the cinema, I fight for the active resistance to propaganda.?
çünkü:
“…art gives culture and that culture is the antidote to propaganda.”
Her ?eyi oldu?u gibi görmek, objektif olmak? Güldürme beni diyenler için de bazı açıklamalar yapmı? sayın Westwood. Demi? ki, ya kendimize gelip silkinece?iz ya da etrafını yakıp yıkan ve kendini yokeden, kendi aklının kurbanı olan bir hayvandan farkımız olmayacak.
Sınır krizi ya?ayan kavramlarla çevrelenmi? tartı?maları oldum olası fazla zaman götürücü bulmu?umdur. Bu yüzden de ?i?eler dolusu içki e?li?inde sabahlara kadar fikir inatçılı?ı yapanları hem anlamamı?ımdır hem de sabır ve enerjilerinden dolayı onları bir yere kadar taktir etmi?imdir. Onları delicesine alkı?lamıyor olsam da inatçılı?ı bu tarz konularda kullanmak arada sırada iyi geliyor olabilir. Velhasıl sosyolojik-felsefi-tarihsel- sanatsal çözümlemeler konusundaki cahilli?imi kucaklayarak “insan, önce insan olsun…” diyerek buyrun manifestoya diyorum.
Manifestoya buradan eri?ebilirsiniz.
İyi, ho? da…hani içindeki punk sevgili Vivienne???
Laura Nyro??yu Yeniden Ke?fetmek Lazım
Joni Mitchell??dan Madonna??ya, Suzanne Vega??dan Tori Amos??a tüm kadın müzisyenleri derinden etkilemi? 60??lı yılların kült isimlerinden Laura Nyro??yu tanıma zamanı
Joni Mitchell??in 1998??de Mojo dergisine verdi?i bir röportaj, popüler müzik üzerine çalı?an ara?tırmacıların bakı?larının 20. yüzyılın en sarsıcı ?arkı yazarlarından biri olan Laura Nyro??ya yönelmesine neden oldu. Nyro??nun sessiz sedasız hayata gözlerini kapadı?ı yıl, ??Rock and Roll Hall of Fame??e kabul edilmesiyle ??ölümsüz?lü?ünün altı bir defa daha çizilen Mitchell, röportajda Nyro??dan, kar?ıla?tırılabilece?i tek ?arkı yazarı olarak söz ediyordu. Ondan sadece etkilenmekle kalmamı?, ona bakarak yönünü tayin etmi?, yolunu bulmu?tu. Nyro??yu di?erlerinden ayıran, Suzanne Vega??nın da söyledi?i gibi ?arkı söylerken bizleri -düz, sıradan çocukları- güzel kılmayı bilmi? olmasıydı.
Peki, Bob Dylan??ın büyük bir hayranlıkla yanına yakla?ıp ??bana akorları nasıl kullandı?ınızı ö?retir misiniz? dedi?i, Miles Davis??in efsanevi Bitches Brew albümünün konser turnesi sırasında günlerce konuk sanatçı olarak aynı sahnede yer aldı?ı, bugün artık çoktan bir kült figür haline gelmi? olan Laura Nyro kimdi? Onu bunca önemli/ayrıcalıklı kılan neydi?
Laura Nyro 18 Ekim 1947??de İtalyan ve Musevi bir anne-babanın kızı olarak Bronx??ta dünyaya geldi. Bütün çocuklu?u ilk ku?ak Rus göçmenlerinden olan anneanne ve dedesiyle çe?itli politik eylemlere katılarak geçti. Nyro??ya göre ileriki yıllarda farklı azınlıkların haklarına yönelik her hareketin en ate?li savunucularının arasında yer almasının temeli, do?rudan bu yıllarda atılmı?tı. Nyro??nun kısa zamanda müzi?inin simgesi haline gelecek olan de?i?ik akor yapıları ve farklı ritmik yapılara olan yatkınlı?ı da köklerini yine aynı yıllarda buluyordu. Nyro??nun tamamı 16-17 ya?ında yazdı?ı ?arkılardan olu?an ilk albümü More Than a New Discovery 1967??de yayınlandı. Bu albümde yer alan And When I Die ve Wedding Bell Blues gibi ?arkılar, Peter Paul and Mary, Blood, Sweet and Tears ve Barbara Streisand gibi isimleri, Amerika pop müzik listelerinin en üst sıralarına ta?ıdı. Nyro, kayıt a?amasında tüm kontrolü elinde tuttu?u ikinci albümü Eli and the Thirteenth Confession??ı 1968??de yayınladı. A?k, ölüm ve uyu?turucu temalarının etrafında ?ekillenen albüm, müzikal olarak içerdi?i çok katmanlı vokal düzenlemeleri ve barındırdı?ı caz, opera, gospel, soul, rock gibi müzik türlerine ait ö?elerle Nyro??yu müzik tarihinin en yenilikçi isimlerinin yanına oturttu. Ancak onu kült bir figür haline getiren 1968 tarihli New York Tendaberry oldu. Düzenlemelerde klasik ve caz olmak üzere iki ayrı orkestra ve bir rock grubundan yararlandı?ı albüm, tamamı New York??a adanmı? ?arkılardan olu?uyordu. Nyro ??kutsal üçleme? olarak da niteleyebilece?imiz albümlerinin sonuncusu 1970 tarihli Christmas and the Beads of Sweet??te ise, devasa müzikal yapıları bu defa Amerika??yı ba?tan a?a?ı ku?atmı? olan ??günah politikaları?nı lanetlemek üzere kullanılmı?tı.
??Piyasa??dan kaçı?
1971??de beklenmedik bir biçimde müzik piyasasından çekildi?ini açıkladı. Söz konusu piyasada kendini hiçbir zaman rahat hissetmemi?ti. Konserlerde kendi çaldı?ı piyanosunun ardında saklanıyor, seyirciye neredeyse tek kelime dahi etmiyor, televizyon programlarına katılmıyor, gazetelerden gelen röportaj tekliflerini geri çeviriyordu.
70??lerin sonunda anne olmu?, hayatının geri kalanını geçirece?i İtalyan asıllı kadın ressam Maria Desiderio??yla kar?ıla?ıp New York??un dı?ında gözlerden uzak bir hayat ya?amaya ba?lamı?tı. 84??te do?rudan feminist bir söylem etrafında ?ekillenen Mother??s Spiritual??ı yayınladı. 1988??de ise Joni Mitchell??den Madonna??ya tüm müzik dünyasının akın etti?i bir dizi konserle sahnelere geri döndü. Kilo almı?, biraz daha konu?ur olmu?tu. Ancak ilgi oda?ı olmaya ba?ladı?ını fark edince hızla çocu?unun, köpe?inin, kitaplarının arasına döndü. Son Nyro albümü Walk the Dog Light the Light 1993??te yayınlandı. Nyro 1997??de yumurtalık kanserine yenik dü?tü?ünde 49 ya?ındaydı. Büyük müzisyenin ölmeden önce kaydetti?i son ?arkılar Angel in the Dark adı altında 2001??de, 1993-94 yıllarında sadece kendi piyanosu ve vokalistler e?li?inde verdi?i iki ayrı konserin kayıtlarıysa 2002??de Loom??s Desire adıyla yayınlandı.
Iconaclassic müzik ?irketi, geçen yıl Nyro??nun 78 tarihli kült albümü Nested??i yayınlamı?tı. Aynı ?irket geçti?imiz günlerde ise ?arkıcının ilk defa büyük bir grupla verdi?i ve 1977??de 10 ?arkılık bir albüm olarak yayınlanan Season of Lights… Laura Nyro in Concert??in, 1997 tarihli 16 ?arkılık Japon edisyonun neredeyse tıpkıbasımını yayınladı. Albüm, Nyro??nun bugün klasik olarak kabul edilen ?arkılarını içermenin ötesinde, onunla beraber ?arkılara yepyeni bir form veren John Tropea, Richard Davis ve Mike Mainieri gibi önemli caz müzisyenlerinin de sahnedeki varlı?ıyla, Nyro hayranları için büyük bir de?er ta?ıyor. Ancak gerek Türkiye, gerekse Avrupa??nın birçok ?ehrinde albüme ula?abilmenin tek yolu amazon.com??u ziyaret etmek.
Season of Lights, Joni Mitchell??den Kate Bush??a, Tori Amos??a kadar ardından gelen neredeyse tüm kadın ?arkı yazarlarını derinden etkilemi?, bugün 60??larda yayınladı?ı albümleri dahi, daha dün stüdyadan çıkmı? kadar yeni tınlayan büyük ?arkı yazarının dünyasına dahil olmak için iyi bir fırsat. Ancak, bizce güzelli?i kızgınlık ve öfkeden yontan o devasa ruhun dünyasının kapısını aralamanın en sa?lam yolu Eli and the Thirteenth Confession ya da New York Tendaberry gibi albümlerden geçer. (07/09/2008 – Donat Bayer/Radikal)
Jessie Evans & Toby Dammit
Geçti?imiz gün URA’da gerçekle?en Jessie Evans performansı pek ço?umuz için ?a?ırtıcıydı. Yani URA’nın sahnesini dü?ünürsek bekledi?imizden çok daha güzel ve memnun ediciydi. Jessie’nin delay havuzunda can vermek üzereymi? gibi gelen kapkara sound’unun yerini afro beatler ve dümdüz clean vokaller almı?. Açıkçası Jessie’nin ses rengi sandı?ımızdan daha ho?mu? ve gerçekten ba?ırmadan da ?arkı söyleyebiliyormu? (yanlı? anla?ılmasın, deathrock/cold-wave-esque vokallerle en kolay tavlanabilecek insanlardan biriyim). Yakında çıkacak olan albümünün muhtemelen en de?erli ?arkılarından “Scientist of Love”ı kayıttakinden çok daha iyi sergiledi ve ikinci kez çaldı?ında ?arkıyı tekrardan keyifle dinletmeyi ba?ardı. Kısacası daha olgun görünü?lü, daha oturaklı bir Jessie vardı kar?ımızda. Lakin çılgın kıyafetlere ve sahnedeki enerjik ko?u?turmaya devam…
?ahsen yeni Jessie’yi çok sevdim! Bu arada 4 sene aradan sonra birtakım yüzleri hâlâ hatırlayabiliyor olması, kokonun bünyesini daha altüst edememi? oldu?unu gösteriyor.
Toby Dammit’e gelmek gerekirse, kendisi 1950′lerin filminden fırlamı? gibiydi ve baktı?ımız kare her an siyah-beyazla?acak gibi geliyordu. Cool! buna denir herhalde.
Jessie’nin yakında çıkacak olan albümündeki konuk sanatçılar: Budgie (The Creatures, Siouxsie and The Banshees), Martin Wenk (Calexico), Namosh (Berlin). Prodüktörü de sanırım Thomas Stern (Einstürzenden Neubauten, Crime and The City Solution). Duyrulur!
?zlenen the Vanishing videoları:
THE VANISHING – Lovesick
Jessie Evans & Toby Dammit @ URA
JESSIE EVANS (The Vanishing/Autonervous) & Toby Dammit ( Iggy Pop/Swans/The Residents) 8 Kasım’da URA’da!
JESSIE EVANS
?arkıcı ve saksofoncu Jessie Evans ve davulcu partneri Toby Dammit pop, elektro ve afrobeat??i birle?tiren canlı ve dans edilebilir bi müzik yapıyorlar. Perküsyonisti Toby Dammit (IGGY POP, SWANS, THE RESIDENTS) ile tanı?madan önce, Evans THE VANISHING, AUTONERVOUS ve SUBTONIX gibi gruplar ve HANIN ELIAS (ATARI TEENAGE RIOT), BETTINA K?STER (MALARIA!) ve GLASS CANDY (ABD) gibi sanatçılarla birlikte çalı?tı. Müzikleri canlı, cesur ve hayli dans edilebilir. Jessie ?u an Tijuana, Meksika??daki La Playas için Berlin??de eski DDR radyo televizyon yayınları binasında kaydedilen ilk solo albümü ??Is it Fire?ın son a?amaları üzerinde çalı?ıyor. Albüm için BUDGIE (CREATURES, SIOUXSIE AND THE BANSHEES), MARTIN WENK (CALEXICO) ve NAMOSH (Berlin) ile çalı?ılmı?. Albümün kaydını THOMAS STERN (EINST?RZENDE NEUBAUTEN, CRIME AND THE CITY SOLUTION) ve mixlerini PEPE MOGT (NORTEC COLLECTIVE) üstlenmi?.
TOBY DAMMIT
Aslında Do?u Tenenessee??li olan Dammit Güney Amerika??nın önemli timpanistlerinden birinin kapısına bırakılıp evlat edinildikten sonra 10 yıl boyunca e?itildi ve ergenlik döneminde senfonik bir teröre dönü?üp okulu bırakmaya karar verdi. 1987 yılında Memphis Iggy Pop konserinden sonra Knoxville??e geri döndü, davulunu toplayarak 18 ya?ında Iggy Pop??un turnesini bir sonraki basama?ı olan Ohio??ya gitti. Toby, Iggy??nin konselerine katılırken roadielerine da pek çok mektup ve demo kaydı verdi. Bu i?e yaramadı ve Dammit gerçekten i?lerine yarayabilece?ini dü?ündü?ü sanatçılara do?rudan mektuplar yazdı; bunların arasinda ANDREW BELEW, XTC, BLACK FLAG ve SST RECORDS??un kurucusu GREG GINN vardı. Ginn Dammit??i geri aradı ve California??ya ta?ınmasını istedi; Dammit Greg Ginn??le tanı?mak ve ya?amak üzere apar topar yola dü?tü. Bir yıl boyunca ünlü ??cow punk? grubu TEX AND THE HORSEHEADS ile çaldıktan sonra orgcu LUTHER HAWKINS??le tanı?tı ve THE SCREAMERS??dan PAUL ROESSLER ile çalı?tılar. Bir ak?am bar televizyonunda Iggy Pop??u The David Letterman Show??da gördü. Letterman Iggy??ye müzisyenlerini nasıl buldu?unu sorunca, Iggy de Ohio??da Tennessee??li bir çocuk tarafından takip edilme hİkayesini anlattı. Bundan sonra bir dizi olay Toby??yi 1990 yılında, yani 22 ya?ında IGGY POP??un davulcusu olmaya sürükledi.
1995te Dammit bir yandan sa? eliyle devasa bas davulunu, di?er yandan sol elinde iki sopasıyla vibrafon çalıp üstüne ba?ladı?ı yürüyü? davulu ve bas davulunu çalarak yer aldı?ı New York??lu grup SWANS??a katıldı. Yönetimleri Cryptic Corporation ve plak ?irketleri Ralph Records Dammit??e açıkça kredi vermelerine ra?men, Dammit??in The Residents ile olan ili?kisinin ne boyutta oldu?u ve grup ile nerede nasıl ne zaman çaldı?ı çok da açık de?il. Cryptic??in ??Top Dollar?daki açıklamasına göre Dammit??in i?lerinden çok memnunlar. Buna benzer bir görü?ü DEVO??dan MARK MOTHERSBAUGH da ??The asses are masses who need to wear Dammit glasses!? ifadesiyle payla?ıyor.
Dammit 2003te BAD SEEDS??in davulcusu THOMAS WYDLER ile düet albümünü kaydetmek üzere Do?u Berlin??ki eski DDR radyo ve televizyon yayın merkezine gelir. 2006??da aynı stüdyoya ??Release The Stars?ı kaydetmek için gelen RUFUS WAINRIGHT onun ??sahip oldu?u her?ey?ini DDR??a getirmesini ister. Sahip oldu?u bütün davul koleksiyonunu toplamakla kalmayıp ayrıca üstüne basıldı?ında bir insanın sırtnın kırılmasına benzer ses çıkarıcak tahtadan bir parça bulmaya çalı?ırken çalı?maları ormana kadar gider. Bugün Dammit Berlin??in bir di?er sakini olan JESSIE EVANS ile çalı?ıyor. Tahmin edilebilece?i gibi garip bir ?ekilde ikili, Jessie??nin ilk solo projesini Meksika??da ba?latıyorlar. İkili Albümün temel parçalarını kapanı?ına kadar DDR Saal 4??te kaydettikten sonra son a?amalar için 2007 yazında Mexico City??ye gitti.
Nazi-Diva: Zarah Leander
Geçen seneden keyifli bir yazı:
‘NAZİ GARBO’ 100 YA?INDA
Hitler’in Mercedes hediye etti?i, İsveç kökenli efsane film ve müzik yıldızı, travestilerin ve Alman kadın punk vokallerinin favorisi Zarah Leander’in do?umunun 100′üncü yıldönümü
Zarah Leander’in iyi bir oyuncu oldu?u söylenemez. Sıkça takındı?ı ‘femme fatale’ cilvelerinde bir tutukluk gözlemlemek hiç de zor de?ildir. ‘Kırılgan kadın’a geçi? yaptı?ında ise ortaya bir ba?ka inandırıcılık sorunu çıkar. Eski yıldızların olmazsa olmazı ‘görkemli’ elmacık kemikleri ve ilginç bir gülümsemeye ra?men, hantallı?ını hesaba katınca, çok güzel bir kadın oldu?u da biraz tartı?malıdır. Gelgelelim bir efsane ve muamma zengini bir karakter oldu?unu kimse inkâr edemez.
Kimileri onun için ‘Nazi Garbo’ derdi. Garbo gibi İsveçliydi ama ondan farklı olarak ?öhreti Hollywood’da de?il, Nazi Almanya’sında yakalamı?tı. Bir ara gidip diki? tutturabilir mi diye bakınmadı de?il, fakat Hollywood o dönemde iki çocuklu, bo?anmı? bir kadın olan (üç kez evlendi) Leander’e fazlaca riskli görünmü?tü. Hem zaten gençli?inden beri ciddi bir Berlin hayranıydı.
Almanlarla Leander’in kar?ılıklı hayranlı?ı onun hem en büyük ?ansı hem de ?anssızlı?ı oldu. II. Dünya Sava?ı’nda ve hemen öncesinde Almanya’nın devlet kontrolündeki film stüdyosu UFA’yla sözle?meli olmak, Leander’in kariyerine damgasını vuran hikâye olmaktan hiçbir zaman çıkmadı. Leander UFA’da, kariyerinin zirvesini ya?adı?ı gibi, o sıralar Almanya’da olup bitenlere aldırmamı? olmak, bir lanet gibi yakasına yapı?tı. Sava?ın sonlarına do?ru döndü?ü ülkesinde bile, hep bir Nazi yanda?ı olmakla suçlandı.
Aslına bakılırsa Leander, Nazilerle açıktan bir politik birli?e hiçbir zaman girmedi. Hatta Göbbels’le arası iyi de?ildi. Me?hur propaganda bakanı ondan İsveç bankalarındaki parasını Almanya’ya getirip bir Alman vatanda?ı olmasını istedi ancak Leander buna yana?madı ve zaten 1943′te memleketine dönü?ü böyle gerçekle?ti.
Yine de o, Hitler’in Mercedes hediye etti?i kadındı. Marlene Dietrich gibi yıldızlar Nazilerin yükselince Amerika’ya kaçtıklarında, UFA onların muadili olmasını umarak 1937′de Leander’le anla?mı?tı. UFA’daki ilk iki filmi ‘Zu Neuen Ufern’ ve ‘La Habanera’yı çeken ünlü yönetmen Douglas Sirk de Nazi Almanya’sını terk etmekte gecikmedi. Fakat Leander’in keyfi yerindeydi, ‘Politika beni ba?lamaz’ savunmasıyla ?öhretin tadını çıkardı. Sava? yıllarında bir Rus ajanı olarak çalı?tı?ına dair iddialarsa onun politik kimli?ine (veya algılanmasını istedi?i gibi ‘kimliksizli?i’ne) dair bir ba?ka kafa karı?tırıcı nokta.
Zarah Leander sava? sonrasında eski parlak günlerini hiç yakalayamadı fakat 60′larda Almanya ve Avusturya’da bazı müzikal ve konserlerle bir tür ikinci bahar ya?amayı ba?ardı. Gerçi kariyerinin son döneminin bir önemi yok. Onu bugünlere ta?ıyan, geçmi?te kalakalmı? de?il, tekrar tekrar üretilen bir efsane olması. Erkeksi duru?unun büyük katkısıyla olsa gerek, Leander travestilerin taklit etmeyi en çok sevdi?i yıldızlardan. Neden böyle bir ilgiye mazhar oldu?unu açıklamaya çalı?an ‘My Life for Zarah Leander’ (1986) adlı ABD yapımı bir belgesel bile var.
Kariyerine tiyatro sahnesinde ba?layan Leander’in, asıl kalıcı etkisini müzi?iyle bıraktı?ı söylenebilir. Derinden gelen kalın sesi ve hükmedici vokal tarzı, 80′lerin ba?ında tozu dumana katan Alman punk müzi?inin içine kadar sızmı?tı. Nina Hagen ve Malaria!’nın Bettina Köster’i gibi en ünlü punk kadın vokalleri, kendilerine büyük oranda Leander’i örnek almı? ve hatta ondan yaptıkları cover’larla, saygılarını ayrıca sunmu?lardı. Bilhassa Malaria!’nın ‘Heut Abend Lad’ Ich Mir die Liebe Ein’ı (Bu Ak?am A?kı ?a?ırıyorum) yorumlayarak yaptı?ı ‘Zarah’ adlı parça, mükemmel bir cover olmanın ötesinde Leander’in ‘fatale’ ve umursamaz kadın imajına gönderilmi? bir selam sayılır. Bu parçada kimse Zarah’nın umrunda de?ildir, sadece ‘bu ak?am’ a?kı ça?ırır, ba?ka da hiçbir ?ey bilmek istemez. Tabii yıkılmaz duru?lu ço?u yıldız gibi Zarah Leander de ilerleyen yıllarda aslında hiç de göründü?ü gibi güçlü olmadı?ını açıklamı?tır. (Ye?im Tabak – 10/03/2007 Radikal)
Robots in Disguise@Studio Live
05.11.2008
STUDIO LIVE
ROBOTS IN DISGUISE
“Dee Plume ve Sue Denim??den olu?an Robots In Disguise ikilisi, 2000??lerin ba?ındaki Electro-clash dalgasını fazla hasar almadan atlatıp günümüze kadar gelebilmi? az sayıda gruptan biri. Punk esteti?i ile ??kirli?? bir elektronik müzik arasında gezinen tarzları ile tanınan ikili, sahnedeki agresif ve kı?kırtıcı sayılabilecek duru?ları ile de dikkati çekiyorlar. Bugüne kadar üç albüm yayınlayan grubun son albümü We??re In The Music Biz’de prodüktörlü?ü ünlü Sneaker Pimps ve IAMX gruplarının da beyni olan Chris Corner yapıyor. Gece boyunca DJ kabininde ev sahipli?ini ise Radyo Eksen’den Güven Yıldız yapacak.”
Ben de olaya göz gezdirip i?e yaramı? gibi görünsün diye izlenimlerimi yazaca?ım…
Edit:
* Memeler fora akımının tek temsilcisinin Zeli? olmadı?ını,
* T-shirt üzerine monte edilmi? gibi görünen göstermelik lamemsi ponponların -sahneye yansıyan spotların altında oldukları sürece- o kadar da sinir bozucu görünmediklerini,
* Bu nüfusu kalabalık ?ehirde hâlâ dans etmek için 15m2′lik bo? yaratmaya çalı?an, o alanı bulamayınca da ayak, bacak, omuz, kafa ezmekten kaçınmayan insanların varoldu?unu,
* Studio Live’ın master volume konusunda problemleri oldu?unu (ya da bana hep öyle geliyor)
* Erinç’in stage-diving için tanıdık taraftaki kalabalı?ı seçmesi gerekti?ini (neyse ki öylesi denk geliyor),
* Davulcunun yanaklarının sıkılası oldu?unu,
* Dee Plume’nin sadece kendi tarafındaki seyirciyle ilgilenip di?er havadisleri kaçırmaya meyilli oldu?unu,
* Arada Chris Corner olmasa Sue Denim’e a?ık olunabilece?ini,
ve en önemlisi Robots in Disguise’ın sandı?ım kadar gösteri? meraklısı olmayıp, aksine müzi?ini cayır cayır icra edebilen bir grup oldu?unu anlamı? bulunmaktayım!
Robots in Disguise yine gelsin…yine gidelim derim!









